MAKALELER

Öğretmenler Gününü Kutlayacak Yüzümüz Var Mı?

Öğretmenler Gününü Kutlayacak Yüzümüz Var Mı?

Taner ERASLAN
İç Denetçi

Bugün Öğretmenler Günü ancak öğretmenler için oldukça zor bir dönem olduğunu düşünmekteyim.
Böyle düşünmemin birçok nedeni bulunmaktadır. Ancak bu yazıda, öğretmenlere teslim ettiğimiz
çocuklara yönelik eğitim stratejisini konu almak istedim.
Günlük politikaların malzemesi haline getirilen, üzerine titrediğimiz canlarımız olan çocuklar, bir
eğitim modeli ile geleceğe hazırlanır. Topluma faydalı, değer yaratan, üretken ve çalışkan bireylerden
oluşan bir toplum herkesin amacıdır.
Öğretmenlerin de en çok zorlandığı konu, eğitim sisteminin plansız bir şeklide sürekli
değiştirilmesidir. Bu durum mesleğe olan motivasyonun kaybedilmesine, çocuk ve aile üzerinde
öğretmenin etkisini de olumsuza çevrilmesine neden olmaktadır. Çünkü, sürekli değişen bir yapının
doğrudan uygulayıcısı öğretmendir ve veliye karşı muhatap olacak olan da O’dur.

Üzerine titrediğimiz çocuklarımız için politika en az 50 yıl için oluşturulur? ABD 1920’li yıllarda,
çocukları uzay konulu oyuncaklara alıştırmıştır. Çünkü, 50 yıl sonra uzayı keşfetmek isteyen bir kuşak
istenmektedir. Yine bir örnek vermek gerekirse, sağdaki fotoğrafta
Çin’de bir uygulama var, dik otursunlar diye. Öğrencinin iradesi
yerine bilimsel bir plana dayanarak sağlıklı toplum için bu uygulama
hayata geçirilmiştir.
Biz çocukları tartışırken, psikoloğu, pedagogu, sosyoloğu
dinlemiyoruz, yapılacak bir uygulama için basit istatistikleri bile
gözden geçirmiyoruz! Eğitim sistemindeki bunca değişiklik de bu
karmaşayı göstermiyor mu?
Seçim çalışmalarında seçmen talebi ya da çocuğun rızası vardı diye düzenleme yapamazsınız.
Yaptığınız her adımın her düzenlemenin bilimsel dayanağı, araştırması olmalı! Tarafların etkin
tartıştığı ve katılımın sağlandığı, yangından mal kaçırır gibi politika yapılmadığı bir ortamda karar
alınmalıdır.
Aşağıdaki fotoğraflar Norveç eğitim sisteminin başarı nedenleridir. Doğayla iç içe, huzurlu bir ortam
ve mutlu veliler için planlanmış bir eğitim sistemi var1
:
“Norveç eğitim sistemi ‘eşitlik ve kapsayıcılık’ prensiplerine
dayalıdır. Rekabet öğretilmez. 8’inci sınıfa kadar karne
almayan, sınava tabii tutulmayan ve tüm müsabakalarda
sadece katıldığı için ödül alan Norveçli çocukların öğretmenleri
sınıfa ya da veliye kimin en iyi olduğunu açıklamaz. Çocuk en
fazla en iyilerden biridir. Spor müsabakaları sonucunda tüm
çocuklara birincilik madalyası verilir.

1

Eğitimde Örnek Ülke: Norveç


Okullarda ya da aile içinde disiplin konusu üzerinde fazla durulmaz. Zaten çocuklar çok erken yaşta
sorumluluk almaya ve kendi kararlarını vermeye başlarlar. 18 yaşına geldiğinde hâlâ ailesiyle yaşayan
çok az çocuk vardır. 9-10 yaşlarında ailenin maddi durumu ne olursa olsun çocuklar; gazete/broşür
dağıtarak, hasta, çocuk ya da özürlü bakıcılığı yaparak ya da
mahalle futbol turnuvalarında sosis ve kek satarak para
kazanmaya başlarlar. Norveçli çocuklar, manevi olarak pek
olmasa da maddi olarak aşırı şımartılırlar. Kendilerine ait her
türlü elektronik alet veya eşyaya fazlasıyla sahiptirler.”
Gelişmiş ülkelerde uzun vadeli planlarla, eğitimin stratejisini
belirlemektedir. Bu süreçte, değişiklikler değil rol sahiplerinin
etkin bir görev alması söz konusudur. Dolayısıyla, eğitim
sürecinin paydaşları, bu stratejilerin uygulayıcılarıdır. Bizim gibi ülkelerde ise eğitim sitemine ilişkin
sürekli değişiklik talebi olmaktadır. Bu değişiklikler kısa vadeli planlar dahilinde yapılmakta ve hızla
uygulama geçirilmektedir.
Bu durum, ortaya yeni sorunlar çıkarmakta ve bu sorunlar da yeni bir değişiklik talebini gündeme
getirmektedir. Bu kısır döngünün içinde uygulayıcılar, paydaşlar veya süreçte rol oynayanlar mutsuz,
akla yatmayan çözümler nedeniyle de sisteme güvenlerini yitirmektedir.
Sonuç olarak eğitim stratejisine destek verilmediğinden, bu sarmal tekrar başa dönmektedir.
Strateji yoktur demenin çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Plan her zaman vardır. Bilinmez,
uygulanmaz ama mutlaka bir plan vardır.
Yandaki fotoğraf, 1906 yılına aittir. Molla Nasreddin
Dergisinde yer alan bu karikatür, Müslüman ailelerin, küçük
yaşta kızlarını evlendirdikleri, Müslüman olmayanların ise
okula göndererek eğitim aldırdıklarını anlatmaktadır. 100 yıl
geçmesine rağmen temel sorunlarımız ne yazık ki
değişmemiştir. Cumhuriyet devrimleri, birçok konuda olduğu
gibi eğitimde de oldukça önemli atılımlar ortaya koymuştur.
Ancak, sürdürülememiş ve kalıcılaştırılamamıştır.
Günümüz muazzam bir bilgi ve teknoloji çağıdır. Marsa insan gönderilmesine ilişkin testlerin yapıldığı,
Ay’da madencilik için ciddi bir yarış olduğu bir ortamdayız. Araştırmalar ve çalışmalar oldukça ileri
teknoloji ile yürütülmektedir. Uzay aracı Rosetta2
, kuyruklu yıldız “Kourou ELA-3’e” iniş yapmış, güneş
panellerini açıp laboratuvarını çalıştırarak, oldukça önemli bulguları dünyamıza göndermeyi
başarmıştır.
Yukarıda yer verilen başarıların ülkemizde de görülmesi, fen bilimlerine dayalı, bilimsel ve iyi
belirlenmiş bir eğitim stratejisi ile mümkündür.
Oldukça zorlu günler geçiren ülkemizin, bu süreçte gelecek kuşaklarının zarar görmemesi için bilimsel,
akılcı ve iyi planlanmış eğitim stratejisine ihtiyacı bulunmaktadır.
Öğretmenlerin, bu çerçevede oluşturulmuş bir sistemde daha huzurlu, motivasyonu yüksek ve daha
faydalı olabileceğini düşünmekteyim.
Diğer sorunların (düşük ücret, iş garantisinin ortadan kaldırılması, mesleğine ilişkin kendini yetiştirme
imkanın olmaması vb.), uzun vadeli eğitim stratejisi çerçevesinde kolaylıkla çözülebileceğini
düşünmekteyim.

2
https://tr.wikipedia.org/wiki/Rosetta_(uzay_arac%C4%B1)

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Close