MAKALELER

Belediye Malvarlığı Haczedilebilir Mi?

 

Taner ERASLAN
İç Denetçi

Belediye Malvarlığı Haczedilebilir Mi?

1. Giriş
Doktrinde haciz işlemi, takip prosedüründe takibin kesinleşmesinden sonra, satıştan önceki aşamayı
ifade eden ve satış talep etme imkanı veren işlem olarak tanımlanmaktadır.1
Alacaklı bu yolla,
borçlunun malvarlığına hukuken el koymaktadır. Ancak, borçlu bir kamu idaresi ise, haczin yapılması
kamu yararını zedeleyecek, yapılmaması kişi hakkını kullanılamaz hale getirecektir. Bir Anayasa
Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere2
; “İnsanı öne çıkaran çağdaş demokrasilerde, kamu yararı
gerekçesiyle de olsa kişi haklarını tümüyle kullanılamaz hale getirebilecek düzenlemelere izin
verilmemekte, bu konuda adil bir denge kurulmasına özen gösterilmektedir” denilerek, kamunun
borcuna sadık olmaması durumunda takibin yapılmasındaki güçlük anlatılmaktadır.
Kamu tüzel kişisi olan belediye, yerel kamu hizmetlerini gerçekleştirmek üzere kurulan ve bu yöndeki
faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla gelir toplayan, harcama yapan kamu idaresidir. Faaliyetlerini
yürütürken ihtiyaç duyduğu/duyacağı kaynağın korunmasında kamu yararının olduğu bir gerçektir.
Ancak, kamu yararı gerekçesiyle kişi haklarının sınırlanması da doğru değildir. Yani, Belediyelerin
kamu hizmetine özgülenen menkul ve gayrimenkullerinin korunmasındaki kamusal yarar yadsınamaz.
Ancak, bunun kişi haklarını tümüyle yok edebilecek düzeye vardırılması da düşünülemez.3
Burada bir
dengenin kurulması gerekir. Bu çalışmada da esasen bu dengenin nasıl kurulmaya çalışıldığı,
belediyelere yönelik haciz işlemleri bazında konu tartışılacaktır.
Kamu tüzel kişileri, kamu hizmetlerini yürütmek amacıyla kurulurlar. Kamu hizmetleri kural olarak
aksatılamaz, kesintiye uğratılamaz, geciktirilemez veya ertelenemez. Yani bu tür hizmetler süreklilik
arz eder. Kolluk kuvvetlerinin çalışmadığını, eğitim sisteminin zayıfladığını, çöplerin toplanmadığını,
suların kesildiğini, altyapı hizmetlerinin veya ulaşımın aksadığını düşünürsek, toplumsal yaşantının ne
kadar tıkanacağı ortadadır.
Diğer taraftan, toplumsal yaşantının sürekli, düzenli ve sistemli bir şekilde sürdürülmesi amacıyla
yürütülen kamu hizmetleri, ayni ve mali unsurlardan oluşan kamu malvarlığına/kaynağına ihtiyaç
duyar. Kamu malvarlığına bazı ayrıcalıklar tanınmasının altında yatan birincil neden de budur; kamu
hizmetlerinin sürekliliği…
Bu ayrıcalıkların en önemlisi haczedilemezliktir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinin 1.
fıkrası “devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen4 malların” haczi yasağını

1
Prof.Dr. Hakan PEKCANITEZ, Doç.Dr. Oğuz ATALAY, Yrd.Doç.Dr. Muhammed ÖZEKES, İcra ve İflas
Hukuku, 3. Baskı, s.56
2 Anayasa Mahkemesi Kararı, Esas Sayısı 1999/46, Karar Sayısı 2000/25, 04.10.2002 tarih ve 24896 sayılı
Resmi Gazete.
3 Anayasa Mahkemesinin 1999/46 Esas Sayılı, 2000/25 Karar Sayılı, 20.09.2000 tarihli kararı, 04.10.2002 tarih
ve 24896 sayılı Resmi Gazete.
4 Özel kanunlarla haczedilemeyeceği belirtilen yasal hükümlere şu örnekler verilebilir. 1) 2886 sayılı Devlet
İhale Kanunun 26. maddesi gereği idarece alınan teminatlar, 2) 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 34.
getirmektedir. Devlet mallarının haczedilememesi yargı içtihatlarında da şu şekilde açıklanmaya
çalışılmıştır:
Devletin borçlarını rızası ile ödeyeceği farz olunur,
Alacaklının şahsi menfaati için devlet mallarını haczi hususi menfaatin umumi menfaate
tercih edilmesi demek olacağından caiz görülemez,
Devlet kendi kudretini kendisine karşı kullanamaz.5
2. Belediye Mevzuatında Yapılan Yeni Düzenleme ve AYM İptal Kararı
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 19. maddesine 6552 sayılı Kanunun6
121. maddesiyle eklenen
“İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda
haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine
uygulanır. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi,
alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetlerini aksatacak şekilde yapılamaz.”
Hükmü ile yine 5393 sayılı Belediye Kanununa 6552 sayılı Kanunun 123. maddesiyle eklenen ek 8.
maddesindeki
“15 inci maddenin son fıkrası hükümleri, devam eden her türlü icra takipleri hakkında da
uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılmış icra takipleri gereğince konulan
tüm hacizler, söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır.”
Madde-fıkralarının Anayasamızın 2, 5, 10, 13, 125 ve 138. maddelerine aykırı olduğundan 2949 sayılı
Kanunun 28/2. maddesi gereğince iptal davası açılmasına aykırı olduğunun tespiti ile iptaline karar
verilmesi yönünde Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesine
başvurulmuştur.
Anayasa Mahkemesi verdiği kararda aşağıdaki sonuca ulaşmıştır:
“…Öte yandan, yukarıda belirtilen hükümlerle belediyenin bir kısım mallarına haciz yasağı
konularak koruma altına alınmasına karşın, itiraz konusu kural ile haciz konulabilecek
mallardan da sadece borçlu belediye tarafından gösterilen mala haciz uygulanmasının
öngörülmesi suretiyle haciz uygulanabilecek malların daha da kısıtlanması, mülkiyet hakkını
ölçüsüzce sınırlandırdığı gibi demokratik toplum düzeninin ve hukuk devletinin gereklerine de
uygun değildir.
Diğer taraftan alacaklı taraf, haklı olduğunu mahkemede ispat ederek alacağını hüküm altına
aldırmış ve alacağı ödenmediği için icra yoluna başvurmuş olsa dahi, itiraz konusu kural
nedeniyle alacağına kavuşması gecikmekte ya da imkânsız bir hâl almaktadır. Mahkemelerin
tarafların hakkını teslim eden kararından sonra asıl ve önemli olan, alacaklının alacağına
kavuşmasıdır. Bu da borçlunun borcunu rızası ile ödemesiyle, ödenmediği takdirde borçlunun
borcunu karşılayacak mallarının haczedilip satılmasıyla olanaklıdır. Yargı kararlarının etkinliği
bu kararların yerine getirilmesi yani uygulanmasıyla sağlanabilir. Mahkeme kararı ile tespit

maddesinde yine idarece alınan teminatlar, 3) 775 sayılı Gecekondu Kanununun 34.maddesinde “bu Kanun
hükümlerine göre belediyelerce tahsis olunan arsalar, yapılar ve bu arsalar üzerinde yapılan bina ile meydana
gelen taşınmaz mallar, tahsis tarihinden itibaren 10 yıl süre içinde haczedilemez” denildiğinden, bu şekilde tahsis
edilen taşınmazlar, 4) 657 sayılı Kanun’un 203. maddesi gereği Aile Yardımı Ödeneği, 207. maddesi gereği
Doğum Yardımı Ödeneği, 5) 6245 sayılı Harcırah Kanunun 61. maddesinde gereği bu kanuna göre verilen
harcırahlar, 6) 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin 22. maddesi gereği alınan teminatlar.
5 Bu görüşler, Suluova İcra Tetkik Hakimliği tarafından 2004 sayılı Kanun’un 82/1. maddesinin Anayasaya
aykırı olduğunu düşünerek Anayasa Mahkemesine başvurduğu gerekçelerde yer almıştır. Anayasa Mahkemesi
bu 21.10.1992 tarih, 1992/13 Esas Sayılı ve 1992/50 Karar Sayısı ile verdiği kararında istemi reddetmiştir.
6
11 Eylül 2014 – Sayı : 29116 (Mükerrer) Resmi Gazete
edilen alacağın elde edilmesini zorlaştıran kural, hak arama özgürlüğünü etkisiz hale
getirmesi nedeniyle bu özgürlüğe yapılan ölçüsüz bir müdahaledir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın birinci cümlesinde yer alan “… ve haciz işlemi
sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır” ibaresi, Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 36.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.”

“…Kamu hizmetlerinin kesintisiz olarak sürdürülebilmesi için çeşitli önlemlerin alınması doğal
kabul edilmekle birlikte, bu konuda kişilerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz
önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir.
İtiraz konusu kuralın, belediyelerin hizmet görme kapasitelerinin kısıtlanmasına yol açmasını
engellemek için çıkarıldığı anlaşılmakta ise de, Kanun’un 15. maddesinin son fıkrası hükmünün
devam eden her türlü icra takiplerinde uygulanması ve bu maddenin yürürlük tarihinden önce
belediye aleyhine yapılmış olan icra takipleri gereğince konulan hacizlerin kaldırılması,
kişilerin alacaklarının tahsilini geciktireceği ya da alamamalarına neden olabileceğinden
hukuka olan güven duygusunu zedelemekte ve hukuk güvenliği ile bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, hak arama yollarına başvuran bireylerin bu yolla elde etmek istedikleri
alacaklarını almalarının yasama tasarruflarıyla etkisizleştirilmesi, subjektif hakların ihlal
edilmesine yol açmakta ve Devlete olan güven duygusunu zedelemektedir.7

Anayasa Mahkemesi, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun; 15. maddesine, 10.9.2014 tarihli ve 6552 sayılı
Kanun’un 121. maddesiyle eklenen fıkranın; birinci cümlesinin;
a- “…ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır” ibaresinin Anayasa’ya aykırı
olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile
Serruh KALELİ’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
İkinci cümlesinin;
a- “…veya kamu hizmetlerini aksatacak…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Erdal
TERCAN ile Kadir ÖZKAYA’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b- Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile
Serruh KALELİ’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
6552 sayılı Kanun’un 123. maddesiyle eklenen geçici 8. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
karar vermiştir.
Sonuç olarak Kanun metni aşağıdaki şekli ile son halini almıştır:
“(Ek fıkra: 10/9/2014 – 6552/121 md.) İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce
belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir. On gün içinde
yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi, alacak miktarını aşacak
şekilde yapılamaz.”
Anayasa Mahkemesi Kararında dikkatimizi çeken ve karşı oy gerekçesinde yer alan aşağıdaki görüşleri
de sizlerle paylaşmayı uygun gördük:

7 Esas Sayısı : 2014/194 – Karar Sayısı : 2015/55 Karar Tarihi : 17.6.2015 RG Tarih-Sayı : 26.6.2015-29398
“Bir an için, itiraz konusu ibarenin istismarı sonucu, belediyelerin uygulamada tüm mallarını,
kamu hizmetlerine tahsis etmek suretiyle hacizden kaçırabileceği düşünülse bile, bu durumun
anayasallık denetiminin dışında diğer yargı organları önünde çözümlenmesi gereken bir
uyuşmazlık konusu olacağı açıktır. Kaldı ki, benzer argümanın 15. maddenin dokuzuncu fıkrası
uyarınca “kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan mallar” ibaresi yönünden de ileri sürülmesi
mümkündür. Belediyelerin alacakları kararlarla tüm mallarını kamu hizmetlerine tahsis
etmeleri durumunda da, kanunun tanıdığı istisnaların kötüye kullanılması söz konusu
olacaktır.
Yukarıda belirtildiği üzere, haciz işleminin kamu hizmetini aksatmayacak şekilde
yapılmasındaki amaç, belediye hizmetlerinin sürekli ve düzenli yürütülmesini sağlamaktır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi, Belediye Kanunu’nun 15. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer
alan “kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan mallar”ın haczedilemeyeceğine dair düzenlemenin
Anayasa’ya aykırı olmadığını belirlerken belediyelerce yerine getirilmesi gereken kamu
hizmetlerinin sürekli ve düzenli bir şekilde yürütülmesinin toplum yararına yönelik olduğunu
vurgulamıştır. Mahkeme, red kararını şöyle gerekçelendirmiştir: “Belediyelere ait bazı ayni ve
nakdi varlıklara haciz yasağı getirilmesindeki amaç da, belediyelerce yerine getirilen kamu
hizmetlerinin bazılarının, toplumsal yaşamın gerektirdiği zorunluluklara bağlı olarak sürekli ve
düzenli bir şekilde yürütülmesi gereğidir. Yani toplum yararının üstün tutulmasıdır. Yine
belirtmek gerekir ki, belediyelerin devamlılık gösteren kamu hizmetlerinin görülmesine
ayrılmış olan tüm kaynaklarının hacze konu olabilmesinin, bu hizmetlerin ifa araçlarını
tamamen ortadan kaldırmak gibi bir sonuç doğurabileceği de kuşkusuzdur.” (AYM, E.2007/37,
K.2010/114, K.T: 16.12.2010, RG: 16.12.2010- 27986).8

Şimdi son halini de esas alarak belediye malvarlığına ilişkin haciz işlemlerini tartışabiliriz.
3. Devlet malvarlığı nedir? Belediyenin malvarlığı bu kavram kapsamında değerlendirecek midir?
1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu’nun 2. maddesinde “devlet malları, devletçe konulan ve
toplanan vergiler ve resimler ile devlete ait paralar ve pay senetleri ile her türlü taşınır ve taşınmaz
mal ve bunların kira geliri ve satış bedellerinden oluşmaktadır” hükmü yer almaktaydı. Söz konusu
Kanun’un 23. maddesinde de devlete ait tüm taşınmaz malların tapu idaresince hazine adına tescil ve
bunların Maliye Bakanlığınca idare olunacağı belirtilmekteydi.
Bu hükümlerden yola çıkarak devlet malının kapsamı tartışma konusu olmuş, konuyla ilgili
Danıştay’dan görüş istenmiştir. Danıştay Genel Kurulu, 26.12.1946 tarihli kararında, “1050 sayılı
Kanun’da sözü edilen Devlet kavramının dar kapsamlı olduğu ve sadece genel bütçeli idareleri
kapsadığı” ifade edilmiştir. Buna göre, katma bütçeli veya özel bütçeli idarelerin kendi adlarına
taşınmaz sahibi olabilecekleri sonucu çıkarılmıştır.
Devlet malı kavramının sınırları veya kapsamı, Yargıtay kararlarına da konu olmuştur. Yargıtay
içtihatlarında devlet malı, “Devlet tüzelkişiliği içindeki genel ve katma bütçeli dairelerin ellerinde
bulunan ve idare ve muhasebesi 1050 sayılı Kanun’a tabi malları kapsadığı” belirtilmektedir.9

Dolayısıyla, belediye malları 1050 sayılı Kanun çerçevesinde devlet malı olarak değerlendirilmemiştir.
Bu kapsamda, 2004 sayılı Kanun’un 81.maddesinin 1.fıkrasındaki devlet malına belediye malvarlığı
dahil edilmemiş, aynı fıkranın içinde yer alan “özel kanunlarındaki haczedilemeyeceği belirtilen
malların haczi mümkün değildir” hükmü kapsamında değerlendirilmiştir. Bu düzenlemeler devlet
mallarına tam bir koruma sağlarken, belediye mallarına aynı derecede koruma tanınmaması
sonucunu doğurmuştur.

8 Başkan Zühtü ARSLAN, Üye Nuri NECİPOĞLU, Üye Hicabi DURSUN, Üye Kadir ÖZKAYA tarafından
ifade edilen karşı oy gerekçesi
9 Yargıtay, İcra ve İflas Kanunu’nun 81. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması bakımından hangi malların devlet
malı olduğunu incelediği kararlarından alınmıştır. 12.H.D. 28.05.1984, G.4590/6805, 23.03.1981 G. 1427/3627
sayılı kararları
Bu durum, farklı kamu idarelerinden alacaklı olanlar için farklı sonuçlar doğurduğu yönünde
eleştirilere de neden olmuştur. Gerçekten de, 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 19. maddesinin 7.
fıkrasına baktığımızda, belediye malvarlığının tamamı değil, sadece vergi ve resimlerle kamu
hizmetine tahsis edilen ve gelir getirmeyen taşınır ve taşınmaz mallarına haciz yasağı getirildiği
görülecektir.
Mali anayasa niteliğindeki 1050 sayılı Kanunu yürürlükten kaldırarak yerine getirilen 5018 sayılı Kanun
açısından konu incelendiğinde, önce devlet malı yerine getirilen kavramı, bunun da belediye
malvarlığını kapsayıp kapsamadığı tartışılmalıdır. Bu bağlamda öncelikle bir karşılaştırma yaparsak;
1050 SAYILI KANUN
KAVRAM Devlet Emvali Kamu Kaynağı Kamu Geliri
MADDE 2. m. 3.m. (g) fıkrası 3.m. (i) fıkrası
Her türlü vergi, resim, ve
harçlar
Borçlanma suretiyle elde
edilen imkanlar dahil
kamuya ait gelirler
Kanunlarına dayanılarak
toplanan vergi, resim, harç,
fon kesintisi, pay veya
benzeri gelirler
Paralar Taşınır ve taşınmazlar faiz, zam ve ceza gelirleri
Hisse senetleri Hesaplarda bulunan para taşınır ve taşınmazlardan
elde edilen her türlü gelirler
Her türlü taşınır, taşınmazlar Alacak ve haklar hizmet karşılığı elde edilen
gelirler
Diğer eşya, mal ve kıymetler Her türlü değerleri
borçlanma araçlarının primli
satışı suretiyle elde edilen
gelirler
Bunların gelirleri, kira
bedelleri ve satış bedelleri
sosyal güvenlik primi
kesintileri
İÇERİĞİ
5018 SAYILI KANUN
Görüleceği üzere, devlet malı kavramının yerine, kamu kaynağı ve kamu geliri kavramları getirilmiştir.
5018 sayılı Kanun ile konu biraz daha açıklığa kavuşmuştur. Çünkü, 5018 sayılı Kanun’un 12.
maddesinin 3. fıkrası uyarınca genel bütçe; Devlet (Hazine) tüzel kişiliğine dahil olan ve Kanuna ekli (I)
sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin bütçeleri olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, devlet tüzel
kişiliğini oluşturan genel bütçeli kuruluşlarının taşınır ve taşınmaz malları, hakları, alacakları ve
borçları hazinenin mülkiyetindedir.10
Kaldı ki, mahalli idareler 5018 sayılı Kanun’un 2.maddesinin (e) bendi ve 12. maddenin son fıkrası ile
tanımlanarak, Hazineden ayrı olarak değerlendirilmiştir.
2004 sayılı Kanun’un 81. maddesinin 1. bendinde yer alan devlet malı kavramının kapsamına,
belediyelerin mallarının dahil edilmesi son düzenlemelerle mümkün değildir. Dolayısıyla, genel bütçeli
bir kuruluşun sahip olduğu malların haczine karşı sağlanan tam koruma, belediyeler için söz konusu
olamayacaktır. Ancak, 2004 sayılı Kanun’un yine 81. maddesinin 1. bendinde yer alan özel kanunlarla
haczedilemeyeceği belirtilen malları için bir koruma söz konusu olacaktır.
4. Çeşitli Kanunlarda Belediye Malvarlığına Yönelik Haczin Yolunu Açan Düzenlemeler
24.12.2004 tarih ve 5272 Sayılı Belediye Kanunu’nun 87. maddesiyle yürürlükten kaldırılan mülga
1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 19. maddesinin 7. fıkrası “…belediye vergi ve resimleri ile hidematı
ammeye muhtas ve akar olmayan emval ve eşyası üzerine haciz konulmamak” hükmüne yer
vermekteydi.
Bu hüküm, kamu hizmetinin devamlılığı ilkesinin bir uzantısı doğrultusunda yerel düzeyde kamu
hizmetlerini yerine getiren belediyelerin mallarına ilişkin haczedilemezlik kuralını düzenlemekteydi.

10 Salahaddin KARDEŞ, Milli Emlak, s.1
Ancak zaman süreci içinde söz konusu ilke, dünyada kamu hizmeti anlayışına yönelik olumsuz
yaklaşımların güç kazanımı ile birlikte dönüşüme uğratılmıştır. Bu doğrultuda, öncelikle özel yasalar
çıkarılarak yerel yönetimlerin mallarının haczedilemezlik kuralı aşındırılmıştır.11
1994 yılındaki kriz sonrasında ekonomik denge için yeni vergiler ihdas edilmesi amacıyla çıkarılan
04.05.1994 tarihli 3986 sayılı Kanun, 6183 sayılı Amme Alacaklarını Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un
Haczedilemeyecek Mallar başlıklı 70. maddesinin 1. fıkrasını “233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi
kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç
olmak üzere Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar” şeklinde
değiştirmiştir. Bu değişiklikle yerel yönetimlerin malları haczedilebilir hale gelmiştir. Diğer taraftan,
3986 sayılı Kanun’un 17. maddesi, 02.02.1981 tarihli ve 2380 sayılı Belediyelere ve İl Özel idarelerine
Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanuna eklenen Ek Madde 4’e göre;
1) Belediyelerin 6183 sayılı Kanuna göre takip edilen borçları, Maliye Bakanlığının talebi
üzerine,
2) Hazinenin kefalet veya garanti ettiği dış kredilerden kaynaklanan ve Hazinece kefil veya
garanti eden sıfatıyla anılan kurum ve kuruluşlar adına alacaklısına yapılan ödemelerden doğan
borçları ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakan’ın onayı ile ülkenin dış kredi
itibarı gözetilerek Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından alacaklısına ödenen diğer dış kredi
ödemelerinden doğan borçları da dahil her ne sebeple olursa olsun Hazineye olan mevcut ve doğacak
borçları, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının talebi üzerine,
3) Sosyal Sigortalar Kurumuna olan prim borçları, Sosyal Sigortalar Kurumunun talebi üzerine,
İller Bankası tarafından söz konusu idarelere dağıtılacak paylardan kesilerek belirlenecek
hesaplara nakden veya hesaben ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Bunun yanında 3986 sayılı Kanunun 18. maddesi de 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile Diğer
Kanunlarla Belediyelere Verilen Payların Belediye Vergi ve Resimleri Hükmünde Olduğuna Dair
15.07.1963 tarih ve 277 sayılı Kanunun 1 inci maddesi değiştirilmiş ve yeni düzenlemeye göre,
belediyelere verilmekte olan tüm payların, belediye vergi ve resimleri hükmünde olduğu, ancak,
belediyelerin 6183’e göre tahsili gereken borçları nedeniyle haczedilebileceği kuralı
getirilmiştir.Görüldüğü üzere, bu maddelerdeki değişiklerle yerel yönetimlerin malvarlığının
haczedilemezlik alanı tamamen daraltılmıştır.12
Belediye malvarlıklarına yönelik haczin yolunu açan bir diğer düzenleme, 2002 yılında çıkarılan 4749
sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlemesi Hakkında Kanununun, “Hazine Alacaklarının
Tahsili ve İdaresi” başlıklı 11. maddesinde yer alan “Dış borcun ikrazı suretiyle kullandırılan
kredilerden, ikraz edilen kuruluşlarca vadesinde Müsteşarlığa ödenmeyen kısımlar ve Hazine
garantilerinden Müsteşarlıkça üstlenmeler neticesinde doğan alacaklar ile ikrazen ihraç edilmiş olan
Devlet iç borçlanma senetlerinin borçlu tarafından ödenmemesi durumunda, bu tür alacaklar için
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır” hükmüdür. Bu
madde aslında belediyelerin dış borçlanmalarından dolayı ödeyemedikleri borçları Hazine’nin
ödemesini ve bu kapsamda belediyelerin dış borcunu iç borca dönüştürerek belediyeleri kendisine
borçlu hale getirmesini düzenlemektedir.13
5. 5393 sayılı Belediye Kanunu Kapsamında Konunun Değerlendirilmesi
5272 Sayılı Belediye Kanunu, Anayasa Mahkemesi tarafından 18.01.2005 tarih ve 2004/118 E. 2005/8
K. sayılı kararla iptal edilmiş ve iptal kararı 13.04.2005 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Anayasa
Mahkemesince 6 aylık süre sonunda iptal kararının yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştı, buna bağlı

11 Dr. Tayfun ÇINAR, YAYED Yayınları, Memleket Mevzuat, Temmuz 2005, s.8
12 a.g.e. s.9
13 A.g.e. s.9
olarak da hacizle ilgili aynı hükümleri taşıyan 5393 Sayılı Yasa ise 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe
girmiştir.
Söz konusu Kanun’un 15. maddesinin son fıkrasında, “ Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla
elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye
tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez” denilmektedir.
Mülga 1580 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 7. fıkrası ile belediye malvarlığının haczedilememesi için
kamu hizmetine tahsis edilmesi yeterliydi. Örneğin Yargıtay 12. H.D. içtihatları da bu yöndedir:
“… Somut olayda hacizden önceki 20.12.2002 tarihli kamuya tahsis kararı ekinde yer alan
listenin 32. sıra numarasında belediyenin taşınır ve taşınmaz mal gelirleri kamuya tahsis
edildiğine göre, idari nitelikteki bu karar kaldırılmadığı sürece kira parasının haczi mümkün
değildir.”14
1580 sayılı Kanun yürürlükteyken, Yargıtay 12. H.D. ve Danıştay’ın konu ile ilgili kararları hep bu
yöndeydi; “Kendiliğinden kamuya tahsisli” taşınır ve taşınmaz malların, kamuya tahsis kararına gerek
bulunmadan haczedilemeyeceği15, belediye meclisince verilen kamuya tahsis kararının bu karardan
önceki hacizlere uygulanmasının mümkün olmadığı16
, belediye meclisinin kamuya tahsis kararının
idari yargıda iptali halinde dava açan alacaklı dışındaki alacaklıların da karardan yararlanabileceği17
,
kamu hizmetinin niteliği belirtilmeden tüm malvarlığını kapsayacak şekilde tüm malvarlığının kamu
hizmetine ayrıldığına dair meclis kararının yasaya aykırı olduğu18
.
5393 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte yargı organları, belediyenin alacağı kamuya tahsis
kararını yeterli görmeyip, bir de fiilen kullanıldığının tespit edilmesinin gerektiği yönünde karar
vermeye başlamıştır:
“…Bu maddeye göre haczedilemezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu
hizmetinde (fiilen) kullanılması gerekli olup, gerekçede yer verilen kamuya tahsis kararı
alınmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır”,19
“…Somut olayda haciz konulan Vakıfbank Mersin Şubesindeki hesapta bulunan paraların
mahiyeti konusunda bir araştırma yapıldığına dair dosyada bir belge bulunmamaktadır. O
halde, bu hesaba yatırılan paraların nitelikleri belirlenmeli…”20
“…Somut olayda borçlu B. Belediye Başkanlığı’nın Vakıflar Bankası Zonguldak Şubesindeki
hacizli mevduatlarındaki, İller Bankasınca belediyeye aktarılan pay tutarı dışında kalan
paraların mahiyeti mahkemece araştırılarak bunların nitelikleri belirlenmemiştir. Bu durumda,
mahkemece şikayetin niteliği gözetilip duruşma açılarak banka hesabındaki diğer paranın
vergi, resim ve harç niteliğinde olması veya fiilen kamu hizmetine tahsis edilmesi halinde
haczedilemeyeceğinin düşünülmesi…”21
6. Emsal Yargı Kararları
“…Somut olayda haciz konulan Vakıfbank Mersin Şubesindeki hesapta bulunan paraların
mahiyeti konusunda bir araştırma yapıldığına dair dosyada bir belge bulunmamaktadır. O

14 Yargıtay 12.H.D.; E. 2003/12372; K.2003/14666; Karar Tarihi, 19.06.2003.
15 Yargıtay 12.H.D.; E. 2004/12672; K.2004/16456; Karar Tarihi, 22.06.2004.
16 Yargıtay 12.H.D.; E. 8938; K.9737; Karar Tarihi, 15.09.1998.
17 Yargıtay 12.H.D.; E. 2004/22703; K.2004/26497; Karar Tarihi, 23.12.2004.
18 Danıştay 8.D. 08.11.1994, E.1994/934, K.1994/2901.
19 Yargıtay 12.H.D.; E. 2006/6102; K.2006/9448; Karar Tarihi, 28.04.2006.
20 Yargıtay 12.H.D.; E. 2005/19059; K.2005/22974; Karar Tarihi, 21.11.2005.
21 Yargıtay 12.H.D.; E. 2005/20379; K.2005/19096; Karar Tarihi, 06.10.2005.
halde, bu hesaba yatırılan paraların nitelikleri belirlenmeli ve 5393 sayılı Kanunun 15/son
maddesi de gözetilerek şikayet sonuçlandırılmalıdır.”22
“…Öncelikle duruşma açıldıktan sonra haczedilen banka hesabı ile ilgili kayıtlar ve hesap
ekstresi bankadan getirtilmeli, bu hesaba yatan paraların nitelikleri incelenmeli, gerektiğinde
Belediyeden bilgi ve karar istenmeli ve ayrıca hacizli taşınmazların nitelikleri gerekiyorsa keşif
yapılarak incelenmeli ve yukarıda açıklanan yasa hükmü gereğince bir sonuca ulaşılmalıdır.”23
“…Somut olayda, alacaklı tarafından borçlu belediyeye ait Ziraat Bankası Ağın Şubesindeki
hesaplarda bulunan paralara haciz konulduğu anlaşılmaktadır. Bu paraların mahiyeti
mahkemece araştırılarak nitelikleri belirlenmemiştir. O halde, Mahkemece öncelikle
haczedilen paralarla ilgili olarak hesap dökümleri getirtilerek yukarıdaki kurallara göre söz
konusu paraların niteliğinin incelenmesi ve 5393 sayılı Kanunun 15/son maddesi gözetilerek
olunacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken…”24
“ Davacı belediye başkanlığının muhtelif vergi borçlarından dolayı09.04.2002 günlü haciz
bildirisiyle İşletme Müdürlüğündeki elektrik tüketim vergisi alacağı haczedilmiş ve bu işlemden
alınan kurumun 25.04.2002 tarihli yazısıyla haberdar olunmuştur. Yukarıda sözü edilen
hükümler uyarınca 3986 sayılı Kanunla getirilen düzenleme kapsamında belediyenin 6183
sayılı Kanun hükümlerine göre tahsili gereken borçları için ? nezdindeki alacağının haczi
mümkün olduğundan, 1580 sayılı Kanunun 19/7 maddesinde bahisle sözü edilen alacak
üzerine haciz uygulanamayacağı yoluyla verilen mahkeme kararında hukuka uygunluk
görülmemiştir.”25
“Uyuşmazlıkta, davacı belediye başkanlığının Büyükşehir belediye başkanlığına ödemesi
gereken emlak vergisi ve çevre temizlik vergisi paylarının tahsili için düzenlenen haciz
bildirimlerinin iptali için açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararının bozulması
istenilmektedir… Bu nedenle, söz konusu vergi ve benzeri gelirler anılan yasal düzenlemeler
uyarınca hacze konu edilemeyeceğinden, vergi mahkemesi tarafından söz konusu banka
hesabında ne kadar vergi ve benzeri gelirler bulunduğu araştırılmak suretiyle sonuca göre bir
karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesinde isabet görülmemiştir.”26
“…Ayrıca, makam odasında menkul niteliğinde olan koltuk takımı, kamu hizmetinde fiilen
kullanıldığının kabulü gerekirse de, maddede öngörülen ve haczedilemezlik için gerekli kamu
hizmetinde fiilen kullanılma şartının makam odasındaki televizyon ve ….plakalı araç için
oluştuğunun kabulü mümkün değildir.”27
Kamuya tahsis kararı bulunmasa bile belediyelerin mülkiyetinde bulunan bazı
malların kendiliğinden kamuya tahsisli mallar olarak haczedilemeyecekleri yerleşik yargısal
içtihatlar ile kabul edilmiştir:
Belediye hizmet binası (12.HD. 23.2.1993 T. 981/3318)
Belediyeye ait ekskavatör, arazöz (iş makineleri/kamyonları) (12.HD. 16.11.1989 T. 5038/
14079)
Cenaze arabası (12.HD. 30.10.1990 T. 3266/10670 -12.HD. 22.6.2004 T. E.2004/12672 K.
2004/ 16456)
Soğuk hava deposu (12.HD . 5.12.1989 T. 5434/14987)

22 Yargıtay 12.H.D. 21.11.2005 tarih ve 2005/19059 E., 2005/22794K.
23 Yargıtay 12.H.D. 21.02.2006 tarih ve 2006/220 E., 2006/3204 K.
24 Yargıtay 12.H.D. 04.04.2006 tarih ve 2006/3957 E., 2006/6971K..
25 Danıştay 3.D. 29.01.2004 tarih ve 2003/85 E., 2004/233 K.
26 Danıştay 9.D. 27.04.2005 tarih ve 2004/237 E., 2005/1064 K.
27 Yargıtay 12.H.D. 18.10.2005 tarih ve 2005/15923 E., 2005/20252 K.
Otobüsler (12.HD. 22.10.1984 T. 7542/10641; 6.12.1983 T. 7949/9854)
Park, otogar, itfaiye garajı, toptancı hali, nikah salonu gibi taşınmazlar ile belediyece
kamulaştırılmış taşınmazlar (12.HD. 22.10.1984 T. 7542/10641)
Mezarlık olarak kullanılmak üzere,belediyeye tahsis edilmiş araziler,
İller bankası tarafından belediyelere gönderilen paylar(Belediye payının vadeli hesaba
aktarılması sadece onun değerlendirilmesi amacına yönelik olup bu paranın niteliğini değiştirmez.)
(12.HD. 18.9.1989 T. 8418/10709 -12.HD. 22.6.2004 T. E.2004/12672 K. 2004/16456 – 12.HD.
5.12.2003 T. E.2003/22357 K. 2003/26388)
Belediyelerin vergi ve resim olarak tahsil ettiği paralar (12.HD. 12.3.1987 T. 8080/3481-
21.HD. 03.04.2003 T. E. 2003/1735 K.2003/2913-12.HD. 17.04.2003 T. E.2003/5825 K.2003/8597)
Çöp arabası, – ambulans, -mezarlık, -su kuyusu,-spor alanları (12.HD. 22.6.2004 T.
E.2004/12672 K. 2004/16456)
7. Sonuç
Toplum için son derece önemli kamu hizmetlerini yürütmekle görevli belediyelerden, üstlendikleri bu
görevleri sürekli, düzenli ve istenilen düzeyde yerine getirebilmeleri beklenir. Ancak, bazen kaynak
yetersizliğinden bazen de kötüye kullanımlardan ötürü zor durumda kaldıkları bilinmektedir.
Borçlarını ödeyemeyecek durumda olan belediyeler için haciz işlemi yapılması veya haciz işlemlerinin
kapsamının devamlı genişletilmesi, kişisel yarar için kamu yararının göz ardı edildiği anlamına gelir.
Ancak, uygulamada haciz yasağı tam olarak sağlanırsa, bu güvencenin arkasına sığınarak
sorumluluklarını kasten yerine getirmeyecek belediyeler de olabilir. Bu nedenle, sadece kamu
yararına özgülenmiş, bu amaçla kullanılan kaynakların haczedilememesi kuralı yerindedir.
Yeni yasal düzenlemelerle, meclis kararıyla kamu hizmetine tahsis edilen bir belediye malvarlığının
haczedilememesi için ayrıca bir de fiilen kamu hizmetinde kullanıldığının tespit edilmesi gerektiği
yönünde bir düzenleme yerinde değildir.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Close