MAKALELER

Yeni Kurulan Belediye Şirketini Bekleyen Mali, Hukuki, İdari ve Cezai Sorumluklar

1. Giriş

696 sayılı KHK ile belediyelerde personel çalıştırmaya dayalı hizmet alımlarında veya bu kapsamda sayılan işlerde[1] istihdam edilen personelin, belediye şirketlerinden yapacakları “doğrudan hizmet gördürme yöntemiyle” bu şirketlerden istihdam edilmesine karar verilmiştir.

Belediyelerin tamamının şirketi olmaması nedeniyle, şirketi olmayan belediyelere ilişkin 21/03/2018 tarih ve 2018/11541 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) ile söz konusu belediyelere şirket kurulması izni verilmiş ve Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından da bu durum kamuoyuna duyurulmuştur.

BKK kapsamında, 752 adet belediye şirketi kurulmuş ve 696 sayılı KHK kapsamında personel istihdamı uygulamasının önündeki engel de ortadan kaldırılmıştır.

Söz konusu yeni kurulan şirketlerin, 696 sayılı KHK’da belirtilen işlerle sınırlı olarak faaliyet gösterecekleri göz önünde bulundurulduğunda, belediyelerin sürekli bu şirketleri finanse edeceği anlamına geldiği açıktır. Başka faaliyet alanlarında iştigal edemeyecek ve gelir getirici diğer faaliyette bulunamayacak olmaları, bu şirketleri yoğun bakımda bakılan bir hastaya dönüştüreceğini düşünmekteyim.

Diğer taraftan, anonim ya da limited şirket olarak kurulan bu şirketleri, aşağıda detayları belirtilen birçok alanda ciddi sorumluluklar beklemektedir. Bu sorumlulukların başarılı bir şekilde yerine getirilmesi, kullanılan kamu kaynağı açısından önemli olduğu kadar yerel yönetimlerin faaliyetlerini ve amaçlarını/hedeflerini başarabilmelerini de doğrudan etkileyecektir.

Bir başka sorun ise farklı uzman alanlarını ve faaliyet konularını üstlenen bu şirketlerin, üstlendikleri bu işleri yönetebilecek personel kapasitesinin olup olmadığı hususudur.Özel güvenlikten, park ve bahçe işlerine kadar birbirinden oldukça farklı alandaki işleri yürütecek personel istihdam etmeleri gibi ek maliyet gerektirecek sorunlar getirerek, özellikle küçük ölçekli belediyeleri zorlayacak bir süreç olacaktır.

Bu çalışmamızda, bu şirketlerin kuruluşundan sonra dikkat edilmesi gereken önemli sorumluluk alanlarına ilişkin bilgilendirmeler yapılacak ve söz konusu sorumlukları belirterek, bu şirketlerin yönetilmesinde görev alacak personele yardımcı olacak, kısa ve öz bilgiler vermeye çalışılacaktır.

2. Belediye Şirketlerinin Denetlenmesi

Belediye şirketlerine ve bu şirketlerin denetimine ilişkin çerçeve kanun veya tek bir hukuki norm bulunmadığından, denetimin kapsamı, amacı ve yöntemi konusunda farklı farklı düzenlemeyi incelemek gerekmektedir. Hukuki düzenlemeleri de belediye şirketlerini denetlemeye yetkili kamu kurumları bazında açıklamakta fayda görüyorum.

Belediye şirketlerinin denetimine yetkili başlıca kamu kurumları aşağıda sayılmıştır:

  • Gümrük ve Ticaret Bakanlığı,
  • İçişleri Bakanlığı,
  • Maliye Bakanlığı,
  • Sayıştay Başkanlığı,

a)Gümrük ve Ticaret Bakanlığının yapacağı denetimin ana çerçevesi, Ticaret Şirketlerinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik[2]ile belirlenmiştir.Söz konusu Bakanlıkça yapılacak denetimin amacı; ticaret şirketlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna ve Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemlere uygun işlem yapmalarını sağlamaktır.

Bu amaç doğrultusunda, Bakanlıkça ticaret şirketlerinin kuruluşundan sona ermesine kadar gerçekleşen tüm işlemlerinin Kanuna ve Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemlere uygunluğu denetlenir, uygunsuzlukların giderilmesi için rehberlik edilir, cezai sorumluluğu tespit  edilenler yetkili makamlara, hukuki sorumluluğu tespit edilenler de genel kurul gündemine alınıp görüşülmek üzere şirketin yönetim organına bildirilir ve uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesine yönelik tedbirler alınır.

b) İçişleri Bakanlığınca yapılacak denetimin çerçevesi ise 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanunda yer almaktadır[3]:

“Madde 15 – Teftiş Kurulu Başkanlığı Bakanın emri veya onayı üzerine aşağıdaki görevleri yapar:

a) Bakanlığın merkez birimlerinin, bağlı kuruluşların, il ve ilçelerin ve mahalli idarelerle, bunlara bağlı ve bunların kurdukları veya özel kanunlarla kurulmuş birlik, işletme, müessese ve teşebbüslerin işlem ve hesaplarını teftiş etmek ve denetlemek, inceleme ve soruşturma yapmak,”

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılacak denetimin kapsamı ise aşağıda belirtilmiştir[4]:

A – Teşkilatlanmanın kuruluş amacını gerçekleştirmek bakımından yeterli olup olmadığı,

B – Personelin kuruluşun iş yükü ve nicelik ve nitelik yönünden yeterli olup olmadığı ve hizmet içi eğitim ihtiyacı,

C – Büro hizmetlerinin geliştirilmesi, işlemlerin basitleştirilmesi, basılı kâğıtların ve formların düzeltilmesi ve azaltılması,

D – Araç ve gereçlerin nicelik ve nitelik yönünden yeterli olup olmadığı, ekonomik ve etkili kullanılıp kullanılmadığı,

E – Kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelerin değiştirilmesinin gerekip gerekmediği,

F – Kuruluşların yerleşme durumları ve çalışma yerleri,

G – Hizmet, standartlarının geliştirilmesi

c) Belediye şirketlerinin Sayıştay tarafından denetlenmesine ilişkin temel düzenleme ise 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’dur.

Belediye şirketlerinin denetimi konusunda özellikle Sayıştay Başkanlığının yapacağı denetim üzerinde durmanın yerinde olacağını düşünmekteyim. Öncelikle, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun denetim alanı başlıklı hükmü aşağıda verilmiştir:

MADDE 4 – (1) Sayıştay;

a) (Değişik: 12/7/2013-6495/73 md.) Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahallî idareleri, sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak kamu payı olan özel kanunlar ile kurulmuş anonim ortaklıkları, diğer kamu idarelerini (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hariç),

b) (Değişik: 12/7/2013-6495/73 md.) (…) (1) (a) bendinde sayılan idarelere bağlı veya bu idarelerin kurdukları veya doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak ortak oldukları her çeşit idare, kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketleri,

Yukarıda yer verilen “b” bendinde yer alan “sermayesindeki kamu payı doğrudan veya dolaylı olarak %50’den fazla olan” ibaresi, denetim yetkisinin sınırlandırılması olduğu iddiasıyla itiraz konusu olmuş ve Anayasa Mahkemesi’nin 4/12/2014 tarihli ve E:2013/114, K:2014/184 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Dolayısıyla, sermaye yapısına bakılmaksızın belediye şirketleri Sayıştay denetimine tabidir. Sayıştay Denetimi, 6085 sayılı Kanunla düzenlilik ve performans denetimi şeklinde iki ana bölüme ayrılmıştır. Düzenlilik denetimi ise mali denetim ve uygunluk denetimi olarak yine ikiye ayrılmıştır.

Söz konusu Kanun’da, mali denetim; kamu idarelerinin hesap ve işlemleri ile mali faaliyet, mali yönetim ve kontrol sistemlerinin değerlendirme sonuçları esas alınarak, mali rapor ve tablolarının güvenilirliği ve doğruluğuna ilişkin denetimi, uygunluk denetimi ise kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygunluğunun incelenmesine ilişkin denetimi şeklinde tanımlanmıştır.

Performans denetimi ise hesap verme sorumluluğu çerçevesinde idarelerce belirlenen hedef ve göstergeler ile ilgili olarak faaliyet sonuçlarının ölçülmesi şeklinde tanımlanmıştır.

Belediye şirketlerine yönelik Sayıştayca yapılan denetim sonuçları incelendiğinde, kamuoyu ile de paylaşılan aşağıdaki bulguların tespit edildiği anlaşılmaktadır:

Örnek Bulgu -1: İhalelerde Çalışılmayan Günler İçin Personelden Yapılan Yemek Kesintilerinin Hatalı Hesaplanması

Örnek Bulgu -2: Spor Tesislerinin İşletilmesi Hizmet Alımı İşi Kapsamında Alt Yüklenicilere İhale Edilen İşlerle İlgili Sözleşme Bedellerinde Yüksek Oranlarda İş Artışına Gidilmesi

Örnek Bulgu -3: Genel Müdürlük Personeli Dışındaki Personel İçin de Ücretsiz Yemek Hizmeti Sağlanması

Örnek Bulgu -4: Şirketin, Yeminli Mali Müşavirlik Hizmeti Satın Almasına Karşın Vergisel Konularda Cezaya Muhatap Kalması

Örnek Bulgu -5: Grup Sağlık Sigortası Hizmet Alım İşinde Mevzuata Aykırı Hususların Varlığı

Örnek Bulgu -6: Alınan Mal ve Hizmetlere İlişkin Faturaların Zamanında Düzenlenmemesi

Örnek Bulgu -7: Faaliyet Konusu Olmayan Giderlere İlişkin KDV‟ nin İndirim Konusu Yapılması

Örnek Bulgu -8: Belediye Kadrolarında İstihdam Edilen Memurun Hukuka Aykırı Olarak Sermayesinin Yarısından Fazlası Belediyeye Ait Olan Limitet Şirkete Müdür Olarak Atanması

Örnek Bulgu -9: Belediyeye Ait şirket Hissesinin 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabı içerisinde Yer Almaması

Örnek Bulgu -10: Belediyenin Ortağı Olduğu şirkete Borç Verilmesi ve Borç Verme işleminde 320 Bütçe Emanetleri Hesabının Hatalı Kullanılması

Örnek Bulgu -11: Belediye Şirketine Ayni Sermaye Olarak Devir Edilen Taşınmazların Hatalı Kayıt Edilmesi

Örnek Bulgu -12:XXX Bulunan Tesislerin İşletme Hakkının Ayni Sermaye Olarak Belediye Şirketine Devredilmesi

Örnek Bulgu -13: Belediye Şirketinin Zararlarının Finansmanı Amacıyla Sermaye Artırımı Yapılması

Örnek Bulgu -14: İşletme Hakkı Belediye Şirketine Verilen Hafriyat Alanlarıyla İlgili Olarak Belediye Tarafından Ödenen Kesin İzin Tahsis Bedellerinin Şirket Tarafından Belediyeye Süresinde Ödenmemesi

Örnek Bulgu -15: Raylı Sistem İstasyonlarındaki Ticarî Ünitelerin İşletme Hakkının 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26 ncı Maddesine Aykırı Olarak Belediye Şirketine Verilmesi

Örnek Bulgu -16: Belediye Şirketi Üzerinden Niteliklere Uymayan Araç Kiralanması

Örnek Bulgu -17: Belediyeye Ait Reklam Alanlarının İhalesiz Olarak Belediye Şirketine Kiraya Verilmesi

Örnek Bulgu -18: Sermaye Tamamlama Adı Altında Belediye Şirketinin Zararlarını Finanse etmek Amacıyla Şirkete Kaynak Aktarılması

Örnek Bulgu -19: Zarar Eden Belediye Şirketlerine Sermaye Artırımı Yoluyla Sürekli Kaynak Aktarılması

Örnek Bulgu -20: XXX (XXX Ulaşım Toplu Taşıma İşletmeciliği Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi) Yasal Yükümlülüklere Uygun Şekilde Kurulmaması ve Belediye Kaynaklarının Kötü Kullanımına Neden Olması

Sayıştay denetimi açısından bakıldığında bu şirketlere yönelik denetimlerde kamu zararı tespiti yapılıp yapılmayacağı konusuna da açıklık getirilmesi gerekmektedir.

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde;

“e) Hesap yargılaması: Kanunlarla belirlenen sorumluların hesap ve işlemlerinin mevzuata uygun olup olmadığının yargılama yoluyla kesin hükme bağlanmasını ve bununla ilgili kanun yollarını,

f) Yargılamaya esas rapor: Sayıştay dairelerince yapılacak yargılamaya esas olmak üzere, denetçiler tarafından genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap ve işlemlerinin denetimi sırasında tespit edilen kamu zararına ilişkin düzenlenen raporu,”

hükümleri yer almaktadır.

Denetim sırasında tespit edilen hususlarla ilgili olarak düzenlenecek olan “Yargılama Esas Rapor” sadece genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri için geçerli olup, belediye şirketleri genel yönetim kapsamında olmadığından, Sayıştay tarafından bu şirketlerin denetimi sonucunda kamu zararı tespiti yapılamayacaktır.

d) Maliye Bakanlığınca yapılan denetim ise Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan vergi mevzuatı çerçevesindeki denetimlerle, Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından Kamu Harcama ve Muhasebe Bilişim Sistemine(KBS) girişlerin yapılması[5] şeklinde kendini göstermektedir.

Belediye şirketlerinin e-fatura düzenlemesine tabi olup olmadıkları tartışma konusudur. Sermayesinin tamamı veya yarıdan fazlası belediyelere ait olan ve anonim şirket statüsünde kurulan şirketler, Maliye Bakanlığı’nca 20.06.2015 tarih ve 29392 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 354 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin;

“10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar ile iktisadi kamu kuruluşlarının bu Tebliğ kapsamında elektronik fatura uygulamasına geçme ve elektronik defter tutma zorunluluğu bulunmamaktadır.”

Hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, sermayesi belediyelere ait olan bu anonim şirketlerin, Vergi Usul Kanunu ile Maliye Bakanlığı’na verilen yetki çerçevesinde yayınlanmış olan 354 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği göre, 2014 hesap dönemi brüt satış hasılatı 10 milyon TL ve üzerinde olması halinde, 01.01.2016 tarihinden itibaren elektronik defter tutma ve e-fatura uygulamasına geçmek zorundadırlar.

3. Belediye Şirketlerinin İhale İşlemleri

İhale işlemlerini 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 Kamu İhale Kanunu kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinin (a) bendinde “belediye”, (d) bendinde ise belediyelerin doğrudan veya dolaylı olarak birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketler kanun kapsamında sayılmıştır.

Bu durumda bir şirketin sermayesinin yarısından fazlası belediyeye ait ise bu şirket 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi olacaktır. Yani, şirket sermayesinin yarısından fazlasının kamu kaynağı olması yeterlidir.

Diğer taraftan, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3 üncü maddesinin (g) bendine göre; belediye şirketlerinin, ticari ve sınai faaliyetleri çerçevesinde; doğrudan mal ve hizmet üretimine veya ana faaliyetlerine yönelik ihtiyaçlarının temini için yapacakları, Hazine garantisi veya doğrudan bütçenin transfer tertibinden aktarma yapmak suretiyle finanse edilenler dışındaki yaklaşık maliyeti ve sözleşme bedeli (01.02.2018–31.01.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere) 10.369.344 TL’yi aşmayan mal veya hizmet alımları, ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç bu Kanuna tâbi değildir denilmektedir.

Belediye şirketlerinin bu madde hükmünden faydalanabilmeleri için Kamu İhale Kurumu’na başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

Belediye şirketlerinin, 2886 sayılı Kanuna tabi olup olmadığı hususunda kısa bir açıklama yapmak yerinde olacaktır. Anılan Kanun’un kapsam başlıklı 1’nci maddesindeki düzenleme aşağıdaki gibidir.

“Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür.

Birinci fıkrada sayılan daire ve idarelere bağlı döner sermayeli kuruluşlar ile özel kanunlarla veya özel kanunların vermiş olduğu yetkiyle kurulmuş bulunan fonların yukarıda belirtilen işlerinin nasıl yapılacağı Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte belirtilir.”

Görüleceği üzere Devlet İhale Kanunu hükümlerine belediyeler tabi iken belediye şirketleri Kanun kapsamında yer almamaktadır[6].

Belediye şirketleri 2886 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmadığından, gelir getirici işlemlerine yönelik olarak basiretli bir iş adamı gibi davranma mükellefiyeti dışında bir düzenleme bulunmamaktadır.

6762 sayılı önceki TTK’nın20 nci maddesinin ikinci fıkrasında ve 6102 sayılı yeni TTK’nın 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır-gerekir.” hükmü bulunmakta ancak “basiretli tacir” in ne demek olduğu ayrıntılı surette açıklanmamaktadır. Diğer taraftan yeni kanunda basiretli tacirin sorumluluğuyla ilgili herhangi bir değişiklik yapılmamış olup 6762 sayılı kanun dönemindeki basiretli tacir kavramının yorumu aynen geçerliliğini sürdürmektedir[7].

Basiretli iş adamı kavramı iyi niyeti de içine almakla birlikte, iyi niyetten de öte tedbirli bir hareketi, vasat bir şahıstan daha fazla özen gösterme gereğini, ticari hayatın gereklerini ve teamüllerini iyi bilmeyi ve gelecekteki şartları tahmini de ifade etmektedir.[8]

Basiret, sağduyu, ilim, tecrübe ve feraset ışığıyla görüp sezmeye ve bilip değerlendirmeye esas teşkil eden konuları etraflıca ve tam olarak kavrayabilmedir.[9]

Her tacir, tüm ticarî faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, sağduyu sahibi olmak, ileriyi düşünmek ve işlemlerini ona göre organize etmek zorundadır[10].

Belediyenin açtığı ihaleye, belediyenin kendi şirketinin girmesi hususunun da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Kamu İhale Kurumunun aşağıdaki uyuşmazlık kararı bu konuda oldukça önemlidir:

Kamu İhale Kurulunun 27.10.2003 tarih ve 2003/DK.D-372 sayılı kararında açıklandığı şekilde;

 “…

4964 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 4734 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına getirilen değişikliğin gerekçesinde; bazı şirketlerin salt kurucusunun statüsünden dolayı sonsuza kadar sürecek bir yasaklama ile karşı karşıya kalmalarının doğuracağı haksızlığın giderilmesi açısından “vakıf, dernek, birlik, sandık gibi” kuruluşlar tarafından kurulduğu halde daha sonra bu kuruluşların bünyesinde bulundukları veya ilgili oldukları idarelerin ihalelerine katılabilmelerine imkan tanındığı, katılma yasağının yalnız “ortaklık ilişkisinin” varlığı ile sınırlandığı, “bunların” sözcüğü yerine “bu kuruluşların” ifadesi konularak, söz konusu yasaklamanın “vakıf, dernek, birlik ve sandık gibi kuruluşlar” tarafından ortak olunan şirketleri kapsadığı hususunun açıklığa kavuşturulduğu belirtilmiştir.

4964 sayılı Kanunla getirilen hüküm, idarelerin kurdukları şirketlerin o idarelerin ihalelerine girebileceği biçimde açık düzenleme içermemekle birlikte; bu değişiklik daha önceki yasağın kaldırılmasını amaçlamaktadır.

Bu itibarla; 4734 sayılı Kanunun 4964 sayılı Kanunla değişik 11 inci maddesinin (c), (d), (e), (f) bentlerinde belirtilen haller dışında, idarelerin kurdukları veya ortak oldukları şirketlerin o idarelerin ihalelerine katılabileceklerine,” karar verilmiştir.

İdarece gönderilen ihale işlem dosyasında yer alan belgelere göre 4734 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (c), (d), (e), (f) bentlerinde belirtilen hallerde olduğu tespit edilmeyen, ortakları İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Belediyenin diğer şirketleri olan isteklinin ihaleye girmesine engel bulunmamaktadır.

4. Yeni Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Dikkat Edilmesi Gereken Cezai Sorumluluklar

13/01/2011 tarihinde kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, belediye şirketleri de dahil olmak üzere tüm şirketler açısından oldukça önemli ve kapsamlı uygulamalar getirmiştir. Söz konusu düzenlemeler ve yenilikler yazımızın konusu dışında olmakla birlikte, özellikle, söz konusu Kanun’un ceza sorumluluklarına ilişkin hükümlerini değerlendirmenin uygun olacağını düşünüyorum.

Anılan Kanun’un suçlar ve cezalar başlıklı 562 maddesi bu kapsamda incelenmesi gereken temel düzenlemedir. Uygulayıcılara kolaylıkla ve sistematik kontrol sağlaması için tarafımdan aşağıdaki kontrol listesi hazırlanmıştır:

Cezanın Niteliği Cezanın Nedeni
Dörtbin Türk Lirası idari para cezası Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.
Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.
Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır. Ticaret şirketlerinin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir. Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.
(1) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulur. Kısaltmalar, rakamlar, harfler ve semboller kullanıldığı takdirde bunların anlamları açıkça belirtilmelidir.

(2) Defterlere yazımlar ve diğer gerekli kayıtlar, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılır.

(3) Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.

(4) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar, olgu ve işlemleri saptayan belgelerin dosyalanması şeklinde veya veri taşıyıcıları aracılığıyla tutulabilir. Defterlerin ve gerekli diğer kayıtların elektronik ortamda tutulması durumunda, bilgilerin saklanma süresince bunlara ulaşılmasının ve bu süre içinde bunların her zaman kolaylıkla okunmasının temin edilmiş olması şarttır. Elektronik ortamda tutulma hâlinde birinci ilâ üçüncü fıkra hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.

(1) Her tacir, ticari işletmesinin açılışında, taşınmazlarını, alacaklarını, borçlarını, nakit parasının tutarını ve diğer varlıklarını eksiksiz ve doğru bir şekilde gösteren ve varlıkları ile borçlarının değerlerini teker teker belirten bir envanter çıkarır.

(2) Tacir açılıştan sonra her faaliyet döneminin sonunda da böyle bir envanter düzenler. Faaliyet dönemi veya başka bir kanuni terimle hesap yılı oniki ayı geçemez. Envanter, düzenli bir işletme faaliyetinin akışına uygun düşen süre içinde çıkarılır.

(3) Maddi duran malvarlığına dâhil varlıklarla, ham ve yardımcı maddeler ve işletme malzemeleri düzenli olarak ikame ediliyor ve toplam değerleri işletme için ikinci derecede önem taşıyorsa,  değişmeyen   miktar  ve  değerle   envantere  alınırlar;  şu  şartla  ki, bunların mevcutları miktar, değer ve bileşim olarak sadece küçük değişikliklere uğramış olsunlar. Ancak, kural olarak üç yılda bir fiziksel sayım yapılması zorunludur.

(4) Aynı türdeki stok malvarlığı kalemleri, diğer aynı nitelikteki veya yaklaşık aynı değerdeki taşınabilir malvarlığı unsurları ve borçlar ayrı ayrı gruplar hâlinde toplanabilir ve ortalama ağırlıklı değer ile envantere konulabilir.

Saklanması zorunlu olan belgeleri, sadece görüntü veya başkaca bir veri taşıyıcısı aracılığıyla ibraz edebilen kimse, giderleri kendisine ait olmak üzere, o belgelerin okunabilmesi için gerekli olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmakla yükümlüdür; icap ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere bastırmalı ve yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını sunabilmelidir.
(1) 64 ilâ 88 inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara uymak ve bunları uygulamak zorundadır. 514 ilâ 528 inci maddeler ile bu Kanunun ilgili diğer hükümleri saklıdır.

(2) Bu düzenlemeler, uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla, uluslararası standartlara uyumlu olacak şekilde, yalnız Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından belirlenir ve yayımlanır.

(3) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, değişik işletme büyüklükleri, sektörler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için özel ve istisnai standartlar koymaya ve farklı düzenlemeler yapmaya yetkilidir. Bu standart ve düzenlemeler, Türkiye Muhasebe Standartlarının cüz’ü addolunur.

(4) Kanunlarla, belirli alanları düzenlemek ve denetlemek üzere kurulmuş bulunan kurum ve kurullar, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak şartıyla, kendi alanları için geçerli olacak standartlar ile ilgili olarak ayrıntıya ilişkin sınırlı düzenlemeleri yapabilirler.

(5) Türkiye Muhasebe Standartlarında hüküm bulunmayan hâllerde, ilgili oldukları alan dikkate alınarak, dördüncü fıkrada belirtilen ayrıntıya ilişkin düzenleme, ilgili düzenlemede de hüküm bulunmadığı takdirde milletlerarası uygulamada genel kabul gören muhasebe ilkeleri uygulanır.

İkiyüz günden az olmamak üzere adli para cezası Bağlı şirketin yönetim kurulu, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde, şirketin hâkim ve bağlı şirketlerle ilişkileri hakkında bir rapor düzenler. Raporda, şirketin geçmiş faaliyet yılında hâkim şirketle, hâkim şirkete bağlı bir şirketle, hâkim şirketin yönlendirmesiyle onun ya da ona bağlı bir şirketin yararına yaptığı tüm hukuki işlemlerin ve geçmiş faaliyet  yılında  hâkim  şirketin  ya  da  ona  bağlı  bir  şirketin  yararına  alınan  veya alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemlerin açıklaması yapılır. Hukuki işlemlerde edimler ve karşı edimler, önlemlerde, önlemin sebebi ve şirket yönünden yarar ve zararları belirtilir. Zarar denkleştirilmişse, bunun faaliyet yılı içinde fiilen nasıl gerçekleştiği veya şirketin sağladığı hangi menfaatlere ilişkin olarak bir istem hakkı tanındığı ayrıca bildirilir.
Hâkim şirketin her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu başkanından; bağlı şirketlerin finansal ve malvarlığıyla ilgili durumları ile üç aylık hesap sonuçları, hâkim şirketin bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle, hâkim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri ve bunların yakınlarıyla ilişkileri; yaptıkları işlemler ve bunların sonuç ve etkileri hakkında, özenli, gerçeği aynen ve dürüstçe yansıtan hesap verme ilkelerine göre düzenlenmiş bir rapor hazırlattırıp yönetim kuruluna sunmasını ve bunun sonuç kısmının yıllık rapor ile denetleme raporuna eklenmesini isteyebilir. Bağlı şirketler, red için yoruma yer bırakmayacak açıklıkta bir haklı sebebin varlığını ispat edemedikleri takdirde, bu raporun hazırlanması için gerekli olan bilgi ve belgeleri hâkim şirketin bu işle görevlendirilen uzmanlarına vermekle yükümlüdürler. İstemde bulunan yönetim kurulu üyesi, bunu bir üçüncü kişinin yararlanması amacıyla yapmışsa bunun sonuçlarından sorumlu olur.
Üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezası Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210 uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler,
Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.
Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınlarışirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz.
Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut bu Kanuna uygun saklanmaması hâllerinde
Türk Ceza Kanunu’nun 239 uncu maddesi 404 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, görevi dolayısıyla incelemesine sunulan defter ve belgeleri inceleyenlerin, elde ettikleri veya verilen bilgilerden öğrendikleri iş ve işletme sırlarını açıklamaları yasaktır. Aksi hâlde şirketin maddi ve manevi zararını tazmin ederler.
Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumludur.
Üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası (1) Sermaye tamamıyla taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken, taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi gösterenler ile kusurlu olmaları şartıyla, şirket yetkilileri, bu payları üstlenmiş kabul edilirler ve payların karşılıkları ile zararı faiziyle birlikte müteselsilen öderler.

(2) Sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliğinin bulunmadığını bilen ve buna onay verenler, söz konusu borcun ödenmemesinden doğan zarardan sorumludurlar.

Doksan günden az olmamak üzere adli para cezası Ayni sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınlarındeğerlemesinde  emsaline  oranla   yüksek  fiyat   biçenler,  işletme  ve  aynın   niteliğini  veya durumunu farklı gösterenler ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumludur.
Altı aydan iki yıla kadar hapis cezası Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacıyla yahut vaadiyle halka her türlü yoldan çağrıda bulunularak para toplanması yasaktır.
Yüz günden üçyüz güne kadar adli para cezası (1) 397 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. İnternet sitesinde yayımlanacak içerikler, bu Kanunda belli bir süre belirtilmiş ise bu süre içinde, belirtilmemiş ise içeriğin dayandığı işlemin veya olgunun gerçekleştiği tarihten, tescil veya ilana bağlandığı durumlarda ise tescil veya ilanın yapıldığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde, şirketin kuruluşundan internet sitesi açılıncaya kadar geçen sürede yayımlanması gereken içerikler de bu sitenin açıldığı tarihte siteye konulur.

(2) Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Cezai hükümler saklıdır.

(3) İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümü herkesin erişimine açıktır. Erişim hakkının kullanılması, ilgili olmak veya menfaati bulunmak gibi kayıtlarla sınırlandırılamayacağı gibi herhangi bir şarta da bağlanamaz. Bu ilkenin ihlali hâlinde herkes engelin kaldırılması davasını açabilir.

(4) İnternet sitesinin bu maddenin amaçlarına özgülenmiş kısmında yayımlanan içeriğin başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Bu ibare ancak bu Kanuna ve bu fıkrada anılan yönetmeliğe uyulmak suretiyle değiştirilebilir. Özgülenen kısımda yer alan bir mesajın, yönlendirildiği karinedir. Sitenin, bir numara altında tescili ve ilgili diğer hususlar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.

(5) Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlarda veya idari düzenlemelerde daha uzun bir süre öngörülmedikçe, şirketin internet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalır, aksi hâlde konulmamış sayılır.

(6) İnternet sitesiyle ilgili olarak bu Kanunun ilgili maddelerinde ve bu maddede öngörülen düzenlemeler denetime tabi olmayan sermaye şirketleri hakkında uygulanmaz.

Yüz güne kadar adli para cezası Internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayanlar

Bu Kanun kapsamındaki idari para cezaları, aksine hüküm bulunmayan hâllerde, mahallin en büyük mülki amiri tarafından verilecektir.[11]

Son olarak belirtmekte fayda gördüğüm bir husus da bağımsız denetime tabi sermaye şirketlerinin internet sitesi açma zorunluluğuna ilişkin uygulamanın detaylarıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun1524 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca internet sitesi açılmasına ve bu sitenin belirli bir bölümünün şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülenmesine ve bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmasına ilişkin usul ve esaslar için Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik[12]hazırlanmış ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

5. Belediye Şirketleri Bağımsız Denetime Tabi Mi?

6102 sayılı TTK ile sermaye şirketleri için uzmanlığa dayalı olmayan iç denetleme sistemi terk edilmiş, bunun yerine bağımsız dış denetim kabul edilmiştir. Böylece şirketlerin denetimi muhasebe denetimine dönüşmüştür.[13]

Bağımsız denetime tabi şirketler 2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiştir. Söz konusu Karar, 2016/8549 sayılı“Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar” güncellenmiş ve 19/03/2016 tarih ve 29658 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Diğer taraftan, 29/7/2017 tarihli ve 30138 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de, Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı Hakkında Tebliğ (Sıra No: 56) yayımlanmış ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS)[14] ile Türkiye Muhasebe Standartları (TMS)[15] tanımlanmıştır.Buna göre, BOBİ FRS’yi uygulayan işletmeler iki yıl geçmedikçe isteğe bağlı olarak TFRS’yi uygulayamayacak,diğer taraftan isteğe bağlı olarak TFRS’yi uygulayan işletmelerin BOBİ FRS’yi uygulayabilmeleri için en az iki yıl TFRS’yi uygulamış olması zorunlu olacaktır.

BOBİ FRS’nin uygulanması açısından, aşağıdaki üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini, varsa bağlı ortaklıklarıyla birlikte, art arda iki raporlama döneminde aşan işletmeler müteakip raporlama döneminde büyük işletme olarak değerlendirilecektir[16]:

a) Aktif toplamı 75 milyon ve üstü Türk Lirası[17].

b) Yıllık net satış hasılatı 150 milyon ve üstü Türk Lirası.

c) Ortalama çalışan sayısı 250 ve üstü[18].

2016/8549 Sayılı “Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar”ile güncellenen; sermayesinin en az %50’si belediyelere ait şirketlerden aşağıdaki ölçütlerin en az ikisini sağlayanlar bağımsız denetime tabidir:

a) Aktif toplamı 30 milyon ve üstü TL,

b) Yıllık net satış hasılatı 40 milyon ve üstü TL,

c) Çalışan sayısı 500 ve üstü

6. Belediye Şirketlerinde Hukuki Sorumluluklar

Belediye şirketleri, diğer anonim ve limited şirketlerin tabi olduğu hukuki sorumluluklar yanında aşağıdaki konularda da hukuki sorumlulukları bulunmaktadır.

Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Eski Hükümlü veya Terörle Mücadelede Malul Sayılmayacak Şekilde Yaralananların İşçi Olarak Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik belediye şirketleri için uygulanmayacaktır.

Diğer taraftan,Aynı il sınırları içerisinde 50 ve daha üzeri işçi çalıştıran işverenler mevcut çalışanlarının %3’ü kadar engelli personel çalıştırmakla yükümlüdürler. Bu oran özel sektör için uygulanan orandır, kamu işyerleri için mevcut çalışan sayısının %4’ü kadardır. Örneğin özel sektör için, 70 işçinin çalıştığı bir işyerinde 70*%3=2,1 hesabıyla en az 2 engelli işçinin istihdam edilme zorunluluğu bulunmaktadır. Küsuratlı rakamlarda virgülden sonraki yarım ve yukarısı olan rakamlar yukarıya, yarımın altındaki küsuratlar ise aşağıya yuvarlanır. Engelli çalışanlar, toplam işçi sayısına dâhil edilmez.

4857 Sayılı İş Kanunu Madde 30’da düzenlenen engelli personel çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen işyerleri için aynı kanunun 101. Maddesinde cezai müeyyidesi yer almaktadır.

Yükümlü olunan ve çalıştırılmayan her işçi ve çalıştırılmayan her ay için kamu işyeri veya özel sektör olduğu fark etmeksizin cezai müeyyidesi uygulanmaktadır. Bu cezai müeyyide 2015 yılında 2.095 TL’dir. Hatta konuyla ilgili denetimlerde geriye dönük 3 yıl incelenerek çalıştırılmayan her ay ve yükümlü olunan her engelli işçi için hesaplanan tutarlar söz konusu olabilmektedir.[19]

7. Sonuç ve Değerlendirme

Belediye şirketleri, son düzenlemeler çerçevesinde oldukça önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Bu sorumlulukların başarılı bir şekilde yerine getirilmesi, sadece bu şirketlerin idaresinde görev alanlar için ciddi cezai/idari/mali sorumluluklarla karşılaşması yanında, belediyelerin kurumsal amaçlarını da doğrudan etkileyebilecektir.

Bu çerçevede, yeni kurulacak şirketlerde görevlendirilecek personelin ehil olmasına özen gösterilmesi yerinde olacaktır.

Söz konusu şirketlerin, farklı uzmanlık alanlarındaki faaliyetleri yerine getirmekle görevlendirilecek olmaları, uzun vadeli başarıyı önemseyen üst yöneticiler için bu şirketlerin yönetilmesini hayati bir konuma getirmektedir.

Başarısız şirket yönetimlerinin, üst yönetimin de başarısızlığı olarak yansıyacağı unutulmamalıdır.


[1] 696 sayılı KHK ile mahalli idare veya şirketlerinin bütçelerinden yapılan, yıl boyunca devam eden, niteliği gereği süreklilik arz eden ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı;

a) Park ve bahçe bakım ve onarımı işlerine,

b) Çöp toplama işlerine,

c) Cadde, sokak, meydan ve benzerlerinin temizlik işlerine,

ilişkin alımlar personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı olarak kabul edilir.

[2] 28/08/2012 tarih ve 28395 sayılı Resmî Gazete

[3] Benzer düzenleme İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Tüzüğünün 59.maddesinde de yer almaktadır.

[4]İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Tüzüğünün 59.maddesi

[5] Muhasebat Genel Müdürlüğü 08/03/2013 tarih ve 12772107.42.10.01.06/2682  sayılı yazısı

[6] 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmamanın istisnası büyükşehir belediyesi şirketleridir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun “Şirket Kurulması” başlıklı 26’ncı maddesine göre; büyükşehir belediye meclisince süre ve bedel yönünden sınırlayıcı alınacak kararla Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmaksızın büyükşehir belediyesince belediyenin %50’sinden fazlasına sahip olduğu belediye şirketlerine büyükşehir belediyesinin taşınmazları devredilebilecektir.

Belediye şirketlerinin devraldıkları bu taşınmazları üçüncü kişilere devretmek istemeleri halinde (kiraya vermek gibi), belediye şirketleri 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri doğrultusunda hareket edeceklerdir.

[7] https://www.malihakem.com/analizler/belediye-sirketleri-2886-sayili-devlet-ihale-kanununa-tabi-midir_an145.html

[8] http://avukatcanatik.blogspot.com.tr/2013/03/basiretli-tacirin-tacir-olmayanlara.html

[9] KARAHAN, Sami, Ticarî İşletme Hukuku, 6102 Sayılı TTK. ile 6098 Sayılı TBK. ve 6100 Sayılı HMK‟ya Göre Güncellenmiş 20 Baskı, Konya 2011, s. 86; AYHAN, Rıza, Ticarî İşletme Hukuku, Ankara 2007, s. 203; ÜNAL, Oğuz Kürşat, Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi HareketMükellefiyeti (I), Maliye Postası, 1 Mart 1988, S. 180, s. 56

[10] Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanmasına Etkisi Yrd. Doç. Dr. Mahmut KİZİR http://dergipark.gov.tr/download/article-file/262756

[11]TTK – 562.md- 14. Fıkra: “Bu Kanunda tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve ilgili hükme göre verilecek ceza iki kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz.”

[12]Resmi Gazete Tarihi: 31.05.2013 Sayısı: 28663

[13] Mehmet Ali AKSOYEmine Ebru AKSOYİnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi –İnÜHFD- Cilt:8 Sayı:2 Yıl 2017http://dergipark.gov.tr/download/article-file/356381TİCARET KANUNU KAPSAMINDA SERMAYE ŞİRKETLERİNDE BAĞIMSIZ DENETİM

[14]Kurum tarafından Türkiye Muhasebe Standardı, Türkiye Finansal Raporlama Standardı, Türkiye Muhasebe Standardı Yorum ve Türkiye Finansal Raporlama Standardı Yorum adlarıyla yayımlanan standartları

[15]Kurum tarafından yayımlanan, (b) bendinde tanımlanan Türkiye Finansal Raporlama Standartları ile Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardını ve Kurum tarafından farklı işletme büyüklükleri, sektörler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için belirlenen standartları ve bunlarla ilişkili diğer düzenlemeleri

[16]Büyük işletme tanımını karşılayan bir işletme, birinci fıkradaki üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerinin art arda iki raporlama döneminde altında kalması durumunda büyük işletme olarak değerlendirilmez.

[17]Aktif toplamı ve yıllık net satış hasılatının hesabında işletmenin ve bağlı ortaklıklarının BOBİ FRS’ye göre hazırlanmış finansal tabloları dikkate alınır. Bununla birlikte işletmenin BOBİ FRS’ye göre finansal tablo hazırlamayan bağlı ortaklıkları varsa bu bağlı ortaklıkların vergi mevzuatı çerçevesinde hazırlanıp vergi dairelerine sunulan finansal tabloları esas alınır.

[18]Ortalama çalışan sayısının hesabında Bağımsız Denetime Tâbi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar ile 12/3/2013 tarihli ve 28585 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararına İlişkin Usul ve Esaslar dikkate alınır.

[19] http://iskanunu.com/sizin-sorduklariniz/2584-engelli-personel-calistirma-zorunlulugu/

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Close